İnci Baba: Bizim Urfa’nın afedersin eşşeği bile notalı anırır.

inci-baba
iaydinlar
Nisan15/ 2013

15.09.2007 tarihinde İnci Baba hakkında yayınlanan yazı

Filiz Akın’ı vurduran adam

Sinema oyuncusu Filiz Akın’ı kalçasından bıçaklayan sanık, ifadesinde “Patronum, Filiz hanımı seviyor ama karşılık alamıyordu. Korkutmam için bana 10 bin lira verdi” demiş. 21 Eylül 1979 tarihli bu haberde adı geçen patron, yeraltı dünyasında İnci Baba diye bilinen Mehmet Nabi İnciler’dir.
Devletten ihale alan, Ankara’ya yerleşmiş Urfalı bir müteahhittir İnci Baba. Alamadığı bir ihaleden sonra İmar Bakanlığı’nı otomatik tüfekle basacak kadar gözü karadır. 80’li yıllarda çek-senet tahsilatının da önemli isimlerinden biri olur.
Çok renkli bir kişiliktir. TV dizisi Dallas’tan etkilenip Ceyar ve Sue Allen adını verdiği iki kaplan beslemesi, parayı tahsil edemediği durumlarda kaplanlarını borçlunun evinin önüne bağlatıp gözdağı vermesi meşhurdur. Ayağından vurdurduğu kişilerin, çıkan kurşunu getirip elini öpmesi halinde para ödülü verdiği, çeşitli kalibrelerdeki bu mermilerden oluşan bir koleksiyonu olduğu anlatılır. Bir kuyumcu bu mermilere vurulan şahsın ismini yazar, İnci Baba anılarını tazelemek istediğinde bu isimleri tek tek okuyup hikâyelerini anlatırmış.
Gündem konularıyla yakından ilgilidir. İran-Irak savaşının sürdüğü 1982’de Erkekçe’ye verdiği röportajda İran’la işbirliği yapıp Irak’ı istila etmemiz gerektiğini söyler ve planını şöyle açıklar: “İran Devlet Başkanı Humeyni’ye Türkiye’den birkaç çember sakallı tipi hediyeyle göndereceksin. İran’da hediye çok mühimdir. ‘Bak bu peygamber efendimizin pabucu, bizim müzedeydi, sana hediye ediyoruz’ diyeceksin, ama pabuç sahte. Gerçeğini verme yani. Sonra Humeyni’ye ‘Bak kardeşim sen de Müslümansın, biz de. Ama hep bana, hep bana diyorsun. Şu petrolden biraz da bize ver bakalım. Gel Irak’ı da birlikte halledelim. Irak bitmiş zaten, hasta yatağında sikilir’ diyeceksin. Kabul etmedi mi, basacaksın yaygarayı: ‘Zaten bu Humeyni sürgündeyken Bursa’da kalmıştı, belki de ibnedir’ diyeceksin. O da mı olmadı, git Amerika’ya ‘Şu bizim borcu sil, dört yüz tane de uçak ver, Ortadoğu’yu cümbüş yerine çevirelim’ de.”
Süleyman Demirel’in yakın arkadaşıdır. Bir Amerika gezisinde birlikte olduğu Demirel’in Washington Anıtı’na çelenk koymasından etkilenip Chicago’ya gider ve Al Capone’un mezarına çelenk koyar. Demirel cumhurbaşkanı seçildikten sonra Güniz Sokak’taki evinden Çankaya’ya uğurlama törenini o organize etmiş, kurbanlar kestirmiştir. Türban takmadığı için Köşk’teki ilk resepsiyona katılmasında da bir sakınca görülmez.
Kelliği konusunda çok hassastır. 1986’da gazetelerin sürekli peruğundan söz etmesine sinirlenip gazete çıkarmaya karar verse de, sonradan vazgeçer. Bir röportajında okul yıllarını şöyle anlatmıştır:  “Müzik dersinden hep çaktım. Nasıl oldu bilmiyorum Allah ses vermemiş. Bir de Urfalı olacağım. Bizim Urfa’nın afedersin eşşeği bile notalı anırır. İstiklal marşı’nı okuyup geçtik işte.”

Turist rehberi Kemal Suman anılarını anlattığı kitabında (‘Bir Rehberin Anıları’, Remzi Kitabevi), Japon turistleri götürdüğü Doğubeyazıt’taki otelde İnci Baba’yla karşılaşmalarını anlatır. Otel sahibinin aşçılara tereyağından yaptırttığı İnci Baba heykelciklerinin bulunduğu masa Japon turistlerin ilgisini çekmiştir. Japonların fotoğraf çektirme teklifini kabul eden İnci Baba, rehber Kemal Suman’a “Arkadaşlara jakuzi olduğumuzu söylemeyi unutma” der, Suman ‘Jakuzi değil, yakuza’ diyemez elbette. Gecenin sonunda Japonların teşekkür için yerlere kadar eğilmelerine aynı karşılığı vermek isteyen İnci Baba’nın peruğu kafasından fırlar. Neyse ki iyi günündedir, işi gırgıra vurup gülmekle yetinir.
İnci Baba, 4 Aralık 1993’te koruması Yakup Güven tarafından vurularak öldürüldüğünde 55 yaşındadır.

Etiketler: