Honduras’ta, zakkumun hammaddesinden üretilen ilac resmen satılıyor ve kullanılıyor.

zakkum
iaydinlar
Nisan17/ 2013

Bade Gürleyen-Tempo Dergisi (09.09.2003)
Tüm Türkiye’nin üçkâğıtçı, şarlatan, sahtekâr, yalancı, ‘Zakkumcu Ziya’ olarak dışladığı, mahkeme kapılarında ‘süründürülen’, yıllarca kanser hastalarını ‘kandırmakla’ suçlanan Op. Dr. Ziya Özel şu an nerede ve ne yapıyor? Bunu kimse bilmiyor. Çünkü o, artık herkese kırgın, herkese küskün, kimseyle görüşmüyor, telefonlara çıkmıyor, gazetecileri ise yanına bile yaklaştırmıyor. Artık hasta da bakmıyor, kâh Marmaris’te, kâh İstanbul’da, kâh Amerika’da yaşamını sürdürerek ilacıyla ilgili bilimsel gelişmeleri takip ediyor, Türkiye’nin bu ilacı üreteceği günleri değil de, maalesef milyar dolarlar vererek ABD’den ithal edeceği günleri üzüntüyle bekliyor…

Op. Dr. Ziya Özel’le görüşebilmek için binbir yolu denedik, telesekreterine mesajlar bıraktık, onu tanıyan-tanımayan herkesten yardım istedik, belediye başkanını bile devreye soktuk, ama olmadı.

Dr. Ziya Özel küskünlüğünü bozmadı. En sonunda İstanbul’dan kalkıp elimizde bir kutu çikolatayla Marmaris’teki evinin kapısını çaldık.

Ve sonunda bizimle barıştı… İşte, hiç kimsenin ulaşamadığı Dr. Ziya Özel’in, Marmaris’teki evinin bahçesinde tam iki buçuk saat boyunca Tempo’ya anlattıkları…

Hedef bağışıklık sistemini güçlendirmek

– Zakkumlarla ilgili çalışmalarınıza ne zaman başladınız?
Dr. Ziya Özel: 1970’te Muğla Devlet Hastanesi’nde başhekimlik yaparken, kanserli hastaların çokluğu dikkatimi çekti. O yıllarda kanserli hastaların coğrafi dağılımını da araştırıyordum, yani Türkiye’nin hangi bölgesinde hangi kanser türlerinin sık olduğunu.

Aynı zamanda hafta sonları civardaki köylere gidip, oralardaki insanlarla temas kurarak, onların yaşantılarına bakardım. Bir gün, bir köyde cilt kanserli bir hastanın yarasını gösterdiler bana. Yaranın üzerine halk arasında ‘ağı yaprağı’ olarak bilinen, zakkum yaprağı sarılıydı. Bunun, azgın yaraya iyi geldiğini söyledi bana köylüler.

Dolayısıyla ben de zakkumun kanserler üzerindeki etkisini araştırmaya başladım ve zakkumla ilgili ilk çalışmalarıma 1966’da başlamış oldum. Her türlü tedavi şansını kaybetmiş olan hastalarda bazı uygulamalar yaptım ve aldığım sonuçları 1973’de Ankara’da toplanan 4. Balkan Tıp Günleri toplantısında sundum. Toplantıda, elimde kanserli hastalara iyi geldiğini gördüğüm bir bitki ekstresi olduğunu, etkisinin, kanserde bugüne kadar kullanılan ilaçların etkisine benzemediği; saç dökmediği, kan değerlerini düşürmediği, sadece bazı hastalarda üşüme, titreme ve ateş gibi reaksiyonlar görüldüğünü anlattım. Ayrıca, ekstrenin yan etkisinin tıpkı aşıların yol açtığı yan etkilere benzediğini söyledim ve araştırma imkanı olan kuruluşların bu konuya eğilmelerini önerdim. Kongrede vermek istediğim mesaj buydu ama yerini bulmadı. Daha bir gün sonra “Olmaz böyle bir şey, Amerika bu işe Türkiye’nin bütçesi kadar para ayırıyor ve bir şey bulamadı. Sen mi bulacaksın?” diye üzerime yürüdü herkes. Ve bu işi bırakmam için her türlü baskıya maruz kaldım.

– Neden bu işi bırakmadınız?

ZÖ: İyi olmuş hastaları gördüğüm için bu konuyu bırakamadım ve çalışmalarıma devam etme ihtiyacı duydum. Yurtiçinde ve yurtdışında araştırma yapma imkanı olan yerleri aradım. Zakkumun hammaddesinin bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkisini 1986 ve 87 yıllarında Sandoz laboratuvarı tespit ederek bana bildirdi. Basel’de düzenledikleri bir toplantıda zakkum hammaddesinin nasıl etki ettiğini, etki tarzını, yan etkilerini, zehirli olup olmadığını ve buna benzer her türlü sonuçları açıkladılar. Daha sonra Almanya’da çalışmalar yapılmaya başlandı ve sonuçlar 1990’da Bonn’da düzenlenen bir Uluslararası Farmakognozi Kongresi’nde açıklandı.

– Oleander adlı zakkum ekstresinin patentini ne zaman aldınız?
ZÖ: Patent için 1986 yılında başvurduk, ancak patentin çıkması 1992’yi buldu. ABD ve Avrupa dahil, dünyanın 28 ülkesinde zakkumun hammaddesi olan Oleander’in patentini aldım. Hem ABD’de, hem de Avrupa’da aynı anda çıktı. Avrupa’da merkezi Münih’te olan Avrupa Patent Merkezi var. Orada 12 ülkenin patenti birden çıkarıldı. 1995’in sonunda ise ABD’de benim adımı verdikleri ‘Ozelle Pharmaceuticals’ adlı bir firmaya araştırma haklarını verdim. Hâlâ da ABD’de araştırmalar yapılıyor zakkumla ilgili. Bu şirket ABD’de ilacın faz 1 denemelerini yaptı, faz 2 denemeleri ise şirket içindeki bazı anlaşmazlıklardan dolayı biraz gecikti. Ancak şu an o sorunları da aştılar ve faz 2 çalışmalarına devam ediyorlar. Kısa süre içinde bu çalışmaların da tamamlanacağını ve ilacın insanlığın hizmetine girecek şekilde geliştirileceğini umuyorum.

– Patentin ne olduğunu bilmeyen profesörlerin bile var olduğu bilinen bir gerçek. Bu nedenle patentin ne olduğunu ve ne işe yaradığını anlatabilir misiniz?

ZÖ: Patent, yeni bir buluşa verilen haktır. Bir buluşla ilgili patent aldıktan sonra 17 yıl süreyle patent sahibinin müsaadesi olmadan, hiç kimse o buluşu kullanamaz. Türkiye’de zannedildiği gibi bir dosya hazırlayıp ücretini ödeyen herkese verilen bir belge değil patent. Çok zor alınıyor. İlk olarak yetkililere bilgi veriliyor. Yani, patent enstitüsüne ilacın tarifini ve çalışmalarınızla ilgili bilgi veriyorsunuz. Daha sonra bu tarifi oradaki uzmanlar kendi laboratuvarlarına girip uyguluyorlar. Bütün bu masrafları da siz ödüyorsunuz. Bir de ABD’de bir dosya götürerek patent alınmıyor. Patenti takip edebilmek için ayrıca ABD kökenli bir patent avukatı da bulmak zorundasınız. Çünkü patent alınıncaya kadar sürekli yazışmalar oluyor. Tüm dünyada insanlar ilacım ile ilgili yaptıkları her araştırmayı bana rapor etmek zorunda.

– İlacınızın çalışmaları henüz faz 2’de. Peki bir ilacın FDA tarafından onaylanabilmesi için kaç evreden geçmesi gerekiyor?

ZÖ: FDA’nın kendine göre kuralları var. Faz 1 ve faz 2’den sonra faz 3 ve faz 4’ü tamamlamak gerekir. Ama FDA, ilacın kıymetine göre bu evreleri kısaltabiliyor. Israrla belirtmek istediğim bir konu var: Bu ilaç kanser ilacı değil. Bu ilaç, vücutta bağışıklık sistemini güçlendirme ilacı. Halkımız arasında yanlış biliniyor.

Öyleyse sadece kanser değil, AIDS gibi bağışıklık sistemini ilgilendiren birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilir…
ZÖ:
Elbette. Örneğin bağışıklık sistemindeki bozukluklardan kaynaklanan, Behçet Hastalığı ya da AIDS gibi pek çok hastalıklar var. Ancak çalışmalar daha çok kanser üzerine. Honduras’ta bir klinik bu ilacı birçok hastalığın tedavisinde kullanıyor. Ancak bu klinik eskiden ilacı ABD’de bu ilacı üreten Ozelle Pharmaceuticals şirketinden alıyordu, şimdi almıyor. Çünkü bu şirket onlara yaklaşık 1 buçuk yıldır ilaç vermiyor. Vermedikleri halde ilacın oraya nasıl gittiğini merak ediyorum. Bir üçkağıt var ortada. Herhalde birileri kaçak üretiyor.

– Honduras’ta bu ilaç resmen satılıyor mu?
: Evet. Özellikle de Honduras’taki Salud Integral adlı kliniğin çok ciddi çalışmaları var bu konuyla ilgili. Honduras’ta ilacın kullanılması ve eczanede satılmasına dair hükümet kararı var. Orada resmen satılıyor ve kullanılıyor. İrlanda’da da bazı şartlarda kullanma izni var.

– Sizce ilaç ne zaman piyasaya çıkabilir?
ZÖ:
Bu, çalışmaların hızına ve başarısına bağlı. Faz 2 denemelerinin 2004’te biteceğini düşünüyorum. Daha sonra çalışmalar biraz daha yaygınlaşacak ve hızlanacak. Ayrıca FDA, bazı özel hastalıklarla ilgili çalışmalarda, bütün kurallar tamamlanmadan da, yani bütün aşamalardan geçilmeden de o ilaca onay verebiliyor. Belki de bütün prosedürler tamamlanmadan da FDA onay verebilir ve ilaç piyasaya çıkabilir.

– Yurtdışındaki önemli çalışmalardan biraz söz edebilir miyiz?
ZÖ: Yurtdışında en büyük çalışmayı ilk Sandoz bilim adamları yaptı ve zakkumla ilgili her şeyi onlar ortaya koydu. Daha sonra Almanya’da bir Türk-Alman araştırma grubunun birçok çalışması oldu. Bu çalışmalar da zaten 1990’da Bonn’da düzenlenen uluslar arası bir kongrede açıklandı. ABD’deki çalışmalar da başta Ozelle Pharmaceuticals olmak üzere birçok merkezde yapıldı. Özellikle de Texas Üniversitesi M.D Anderson Kanser Merkezi’nde ilaç ile ilgili çok çalışma yapıldı, hâlâ da yapılıyor. Cleveland Kanser Kliniği’nde ilacın faz 1 denemeleri yapıldı. Yani dünya çapında özellikle de Avrupa ve ABD’de yıllardır bilimsel çalışmalar yapılıyor. Yakın bir zamanda, inşallah çalışmaların faz 2 denemeleri de tamamlanacak.

– Bu ekstre, özelikle hangi kanser türlerinde etkili?
ZÖ Kanser türünün hiçbir önemi yok. Bu ilaç bağışıklık sistemindeki sorunları düzeltmeye yönelik olduğu için belli bir kanseri hedeflemiyor. Bağışıklık sistemi, bir ilaçla tedavi edildiğinde kanserin de kesinlikle tedavi edilebileceğine dünya inanıyor, dünya biliyor. Bu, kanser hücresini öldürücü bir ilaç değil. Ancak henüz piyasaya çıkmadı, dolayısıyla çok net bir şey söylemek için henüz erken. Ben şu an heyecanla araştırmaların sonuçlarını bekliyorum ve içinde bulunduğum şartlar dolayısıyla da artık hasta kabul etmiyorum.

– Sizi Türkiye’de destekleyen hiç kimse olmadı mı?
ZÖ: Ben bugüne kadar en büyük desteği rahmetli Turgut Özal’dan gördüm. Bana bu bilimsel araştırmalar için ne kadar paraya ihtiyaç olduğunu sorduğunda, ben de 500.000 dolara ihtiyaç olduğunu söyledim ve örtülü ödenekten araştırmalar için bu para ayrıldı. Bu para Teşebbüsü Destekleme Ajansı’na verildi. Sadece bu araştırmalar için bu para harcanacaktı, ama o ajansın yetkilileri daha sonra değiştiğinde, maalesef para da başka şeyler için harcanıp yok edildi.

– Peki bu ilacınız FDA tarafından onaylanıp, ABD’de piyasaya sunulduğu zaman Türkiye ne yapacak?
ZÖ: ABD’den ithal edecek. 1976’da bu ilaçla ilgili Sağlık Bakanlığı’yla mahkemelik olmuştum. O zaman avukatım Burhan Apaydın müdafaasında şöyle demişti: “Ben buraya Dr. Ziya Özel’i müdafaa için gelmedim. İleride bu fakir millet bu ilacı yurtdışından ithal etmek mecburiyetinde kalmasın diye geldim” demişti. Ancak avukatımın ve benim uğraşlarım maalesef ciddiye alınmadı ve Türk milleti ciddi paralar ödeyerek bu ilacı yurtdışından getirmek zorunda kalacak.

– Türkiye’de bir şirket bu ilacı üretemez mi?
ZÖ: ABD’den izin alması gerekir. Çünkü ben araştırma yapmaları ve ilacı üretmeleri için bütün hakları onlara verdim. Türkiye bu hakkı zamanında istemedi. İyi niyetle, böyle bir ilacın insanların hizmetine sunulması için çaba harcadım, ama bundan bazı çevreler rahatsız oldu.

 

Etiketler:, ,