Bugün Kubilay, yarın Fırıldak Kubi, öbürgün kubik, sonra kubiş… Neyse yazsınlar. Ne yapayım.

kubilay-uygun
iaydinlar
Mayıs10/ 2013

Kubilay Uygun, 1995 seçimlerinde DSP’den milletvekili oldu ve neredeyse tüm partileri dolaştığı için adı ‘Fırıldak Kubi’ye çıktı. 3 Temmuz 1996’da DSP’den istifa eden Uygun, 4 Temmuz’da DYP’ye katıldı. İki gün sonra ayrılıp 8’inde DSP’ye döndü. 30 Temmuz’da DSP’den bir kez daha ayrılan Uygun, aynı gün tekrar DYP’ye giriş yapıyordu. 27 Haziran 1997’de DYP’den ayrılıp, aynı gün MHP’ye katıldı. 18 Temmuz’da MHP’den istifa etti. 28 Aralık 1997’de DTP’ye katılıp, 10 Haziran 1998’de buradan da ayrıldı.1998 yılında verdiği röportaj :

Önce sağlık. Sizin mideniz sık sık ekşir, kulaklarınız ikide bir çınlar mı?

Bu siyaset o kadar zor ki mide, kulak ağrıları hep milletvekilliğinden sonra başladı. Yani cidden böyle. Şakaya alınacak bir tarafı yok. Bir defa sigara dört pakete çıktı. Hıncımı belki sigaradan alıyorum. Parlamento tarihinde ilk defa raporu reddedilen kişi olarak tarihe geçmiş olduk şimdi.

Raporu bir ruh hekiminden alsaydınız kabul edilme şansını artırmış olur muydunuz?

Bunu Uluç Gürkan söyledi. O gitsin ruh doktoruna kendisini göstersin.

Bu gerilim kulak ve midenizin dışında başka nerelerinizi bozdu?

Yani devamlı kafa ağrısı çekiyorum.

Kafanız bozulmuş yani.

Bütün milletvekilleri aynı durumda. Günde seksen kişi ile uğraşıyorsunuz. Hepsi iş diyor. Ama bu sistemde milletvekilinin eski gücü yok. Gücünüz olsa bile yerleştirecek iş yok. Dolmuş bütün kadrolar. Seçmeninize bir ekmek kapısı bulmayınca zor durumda kalıyorsunuz.

Kafanızdan başka bozulan bir yeriniz var mı?

Hemoroitten de ameliyat oldum. Dayanılmaz hale gelmişti.

Raporlusunuz ama Rus kadınları ile sağda solda geziyorsunuz.

Rus kadınları ile beraber değilim ama bana verilen raporda illa evinde yatacaksın demiyor. Yani ben raporumu ister tatil köyünde geçiririm, ister yatarım, ister Ankara’ya gelirim. Memlekette demokrasi var derim, giderim parkta yatarım. Ayağım kırık değil ki evde yatayım.

Gençliğinizde nasıl biriydiniz?

Çiftlikler, fabrikalar

80 öncesi Genç Ülkücüler Teşkilatı’nın kurucusuyum. Bozkurttum yani.

DSP’de ne arıyordunuz?

O da onların problemi. Ben yazmışım müracaat formuna, ben şuyum, babam DP milletvekili, hem DYP’den hem ANAP’tan seçilmişim diye. DSP’den de milletvekili olmuşum. Demek ki seviliyorum. Aslında doktor olmak istiyordum. Babamın etkisiyle politikaya atıldım.

Babanız 85’te ölünce size ne miras bıraktı?

Üç kardeşiz adam başına 100’er milyar kalmıştır.

Bütün Afyon, babanızın mal varlıklarını yiyip bitirdiğiniz, arsaları sata sata bugünlere geldiğiniz, sıfırı tüketince de milletvekili olduğunuzu söylüyor.

Doğru değil. Orada çiftliğim de duruyor, fabrikam da.

Sizin fabrikanız mı var?

Yani imalathane. Fabrika değil de.

Ne üretiyor?

Keçiboynuzu tozu.

Ne işe yarıyor?

Yeniyor ve kozmetik sanayinde kullanılıyor.

Keçiboynuzundan başka neyiniz var?

Özçiçek Yağ Fabrikası’nın hissedarıyım. Bandırma gübre fabrikalarında ortaklığım var.

Bir de sizin için hiçbir işte dikiş tutturamadı diyorlar!

Aylık 5 milyar lira…

Bir sürü iş yaptım. Asit yağı alıp sattım. Ticaretle uğraştım. Nalburiyecilik yaptım. Bir TV kanalım vardı. Zengin olmayan milletvekili seçilemez bu sistemde. Ben de aşağı yukarı 10 milyarın üzerinde harcadım, kırk gün için.

Aylık toplam geliriniz?

5 milyar filan gelir.

Milletvekiliğine karar vermenizde Hisar Radyo-TV’yi batırmanızın payı var mı?

Böyle saçma şey olmaz. Ben iki defa il genel meclisi üyesi seçilmişim. Rahmetli Özal beni milletvekili adayı yaptı.

İflasa gelelim.

Bizim iflasımızın nedeni daha doğrusu iflas değil de artık o işten soğuduk bıraktık. 40 milyara yakın para kaybettik. Çünkü reklam alamadık.

Ya kadın meseleleri?

Evli olmama rağmen çapkınım. Bunu gizlemediğim için göze batıyor.

Haberlere konu olan son çapkınlığı nasıl yaptınız?

Yazıldığı gibi değil. Bir iş mevzusu için akşam yemeğine davet ettiler. Bu hanımefendi geldi oturdu. İmam nikahlı eşi ne zaman gelecek diye sorduğumuzda şimdi gelir falan derken bana yaslandı. “Niye?” deyince “Ben kızın gibiyim, üşüdüm” falan dedi.

Geçelim bunları. Meclis’in en devamsız milletvekillerindensiniz. Orayı havadar bulmadığınız için mi fazla uğramıyorsunuz?

‘Fırsat bulamıyorum’

Ondan değil. Genel Kurul’a geldiğiniz zaman sizi bekleyenler oluyor. Onlara yardımcı olabilmek için mecburen Halkla İlişkiler Binası’na geri dönüyorsunuz. Bu yokluklar yani hep onun neticesinde.

Kürsüde bir konuşmanız, hiçbir komisyonda bir çalışmanız yok. Bir yasa öneriniz ve önerenlere katkınız yok. Bütün bunlar halkla sıcak temasın sonuçları mı?

Zaten siz orada liderin bir piyonusunuz. Onun için yasa teklifi de verseniz lider istemeden ne imzalanır, ne geçer. Yani benim parti değiştirmemin alt zeminini bunlar hazırlıyor.

Sizin bu Meclis’te yarattığınız katma değer nedir?

Milletvekilleri milleti tam temsil edemedikten sonra siz sadece liderlere katma değer olursunuz. Bu arada haşhaş ekimi ile ilgili bir yasa teklifi hazırladık. Yani hazırlıyoruz. Daha doğrusu fırsat bulamadım işte, bunu tam anlamı ile bir kanun şekline getirip de…

Meclis’in çeşitli kürsüleri yüzünüzü sadece parti değiştirirken yaptığınız kısa konuşmalarda gördü. Neden Meclisi nutuklarınızdan mahrum bırakıyorsunuz?

Utangacım. Siyasetçi olmama rağmen bir çocuksuluk var. Bir heyecanlanma oluyor. Çok da duygulu bir insanım.

Çocukken çok mu kızıldı size?

‘Sevilen bir insanım’

Evet babam sert ve otoriterdi. En ufak hatamda sinirlenir bağırırdı. Mesela haberleri izlerken isterseniz bir şey deyin babama, nasıl sinirlenirdi anlatamam.

Demek sindirildiniz. Nitekim, Meclis muhabiri arkadaşlarımın sizinle ilgili gözlemlerini doğruluyor. İlk günlerden beri çevrenizle muhabbet kuramadığınız, kimsenin size selam vermediği, kimsenin size yeterli ilgi göstermediğinden muzdarip oluşunuz anlatılıyor. Sanırım kendinizi yalnız hissediyordunuz. Parti değiştirerek ilgi odağı olmak istemiş olabilir misiniz?

Aksine onu söyleyenler yanlış söylemişler. Bütün milletvekili arkadaşlarım beni sever. Yani istifa etmiş olduğum partidekiler de dahil olmak üzere. Bu parti değiştirmeler konusu da millet için yapılmıştır yani.

Millet ne kazandı bundan?

En azından görüyor bunların ne olduğunu. Bakın şimdi seçmenlere yardımcı olabilmek için onların iş isteklerini not alıyoruz ve gerekli bakanlıklara ve genel müdürlüklere iletiyoruz. Aradan 6 ay geçiyor. Hâlâ bir şey olduğu yok. Yarın yine seçime gireceksiniz. İnsanlar size ne yaptın ki bizim için diyecekler. Siz onlardan rey alıyorsunuz. Mecbursunuz onlara bir şey vermeye. Ben şimdi millet için bir şey yapamayınca o partide niye durayım?

Bu derin felsefeyi kavramam kolay olmayacak.

Fakat bunu basının yanlış kullanmasına kızıyorum. Partiler, demokrasi yıpratılıyor. Yazık değil mi benim şahsımda parlamentoyu yıpratmak?

Parti değişikliklerinde teklif onlardan mı geliyordu sizden mi?

‘Onlar çağrıda bulundu’

Onlar çağrıda bulundu. Yoksa ben bağımsız kalacaktım. Mesela son olarak DTP’nin ihtiyaçları vardı biliyorsunuz komisyonlarda grup için. Sayın Cindoruk da Yassıada’da yargılanırken babamgilin avukatlığını yapmış bir isim. Bu yüzden kıramadım onu. Yani teklif hep partilerden geldi.

Bu teklifler size hangi özellikleriniz nedeniyle geldi?

Bir özellikten değil. Piyon olduğumuz için işte. Çağırıyorlar, işlerin yapılacak diyorlar. Bir şey olmayınca başka kapı arayışına giriyorsunuz. Dolayısıyla ben vatandaşa bunların birbirinden farkı olmadığını göstermiş oluyorum.

Parti değiştirmelerin yeniden zorlaştırılmasına ne dersiniz?

Evet derim. Beni eleştiren sayın üyeler getirsin teklifi ilk önce ben rey veririm. Buna bir önlem getirilsin.

Kendi kafanıza niye bir önlem almıyorsunuz? İradede zorluk mu var?

Tabii ben şimdi günah keçisi oldum. Bugün Kubilay, yarın Kubi, öbürgün kubik, sonra kubiş… Neyse yazsınlar. Ne yapayım. Ama istifa edenin milletvekilliği düşmeli.

Niye böyle bir yasa teklifini siz vermiyorsunuz?

Onlar versinler. Beylerimiz var ağalarımız var. Biz daha yavruyuz.

DYP’ye gittikten sonra DSP’ye dönmeniz yufka yürekliliğinizden miydi?

Arkadaşlarımı kıramadım. Söylentiler de çıkmıştı biliyorsunuz, şu kadar para aldı bu kadar para aldı diye.

Almamışsınızdır tabii.

‘DYP’de mutluydum’

Olur mu canım öyle şey. Ne ben ne de başka bir milletvekili için böyle bir şey düşünülebilir. Aslında bağımsız kalacaktım ama Ecevit çok üzüldü dediler. Ben de annemin karnından milletvekili doğmadım. İşte iki defa gittik DYP’ye. Fakat döndükten sonra DSP’de aynı itibarı görmedim. Sağcı mağcı dediler işte. Ona da dayanamadım üzüldüğüm için kusura bakmayın ben tekrar gidiyorum öbür tarafa dedim. Bu duygusallığım bana çok zarar verdi.

Durum çok acıklı yani. Biri sizi çağırdığı zaman dayanamıyorsunuz.

Evet yani yardımcı olmak istiyorsun. Zaten onun için milletvekili seçildim. Yardım edeyim bu millete. Bu milletin hali ne olacak yani. Bilemiyorum yani kötü bir bir insan değilim ben yani.

En fazla hangi partide mutlu oldunuz?

DYP’de. Oradan çıkmamın bir sebebi de, bana ayrılmazsam demokratik sistemin yara alacağını, rejimin tehlikeye girdiğinin söylenmesi oldu. Nitekim ayrıldığımda kahraman ilan edildim.

Yani DYP’den ikinci kez DSP’ye geçişinizde mi?

Yok ikinci kez DSP’ye değil, MHP’ye geçtim.

Pardon karıştırdım.

Tabii ki karıştırırsınız. Ben bile karıştırıyorum. Şimdi oraya da Tuğrul Türkeş’e yardımcı olabilmek için gittim. Ama o seçilemeyince Devlet Bahçeli kesimi aleyhimde konuşmaya başladı. İhraç edeceklerine ben ayrılayım dedim.

Ve hemen Cindoruk’a koştunuz.

‘Babamın arkadaşı’

Sayın Cindoruk işte sıkıntıda olduklarını, babamın eski arkadaşı olduğunu söyleyince, ne diyeceksiniz? Koskoca adam sizden bir şey istiyor.

Teşbihim biraz ağır gelebilir size ama acaba bu kadar çok teklif aldıktan sonra beyninizin ırzına geçildiğini düşündüğünüz oldu mu?

Tabii ki oldu. Bu son istifamdan sonra hakkımda bu yazılar çıktıktan sonra ağladığım günler çok oldu.

Yani yazılara ağlamışsınız, beyninizin durumuna değil.

Yani bazı hatalar yaptım dedim kendi kendime. Bir de dedim ki en iyi bulunduğun yer DYP’ydi. Hiç ayrılmamam lazımmış. Hata yapmışım.

Kulislerde DYP’den DSP’ye geçişinizin nedeni olarak, aldığınız çeklerin karşılıksız çıktığı söyleniyor.

Çocuklarımın ölüsünü öpeyim böyle bir şey yok. Bu kadar da olmaz ya.

ANAP’la niye flört etmediniz? Yoksa sizi çağırmadılar mı?

Yorum yapmayayım. ANAP’ı sevmiyorum. Gerçi il genel meclis üyeliğini de yaptım ama o Özal zamanıydı.

Refah’ın yardımına koşacak bir durum da olmadı galiba?

‘Yaşam tarzıma uygun değil’

Onların tarzı benim yaşam tarzıma pek uygun değil. Yani ben gidiyorum içki içiyorum. Çapkınlık yapıyorum yani kendimi uygun görmedim oraya.

Sizi tanımlamak için siyasi çapkın diyebilir miyim?

Diyebilir misiniz bilmiyorum ama bu manşet olur yani. Bu benim yaptığım çok ciddi bir iş yani. Tabii siz bana özgür iradenizle siyasi çapkın derseniz bir şey diyemem.

Afyon’dan derlenmiş bazı söylentileri aktarıyorum. Güya, DSP’den aday olmanızın gerçek nedeni, babanızın annenizden olmayan bir kız çocuğunun DSP Genel Merkezi’nde görevli olmasıymış.

Yok canım tamamen iftira.

Bir mankenden çocuğunuz olduğu da iftira mı?

Belki o doğrudur.

İki aydır bağımsız durumdasınız. Sıkılmadınız mı?

Bir daha milletvekili olmayı düşünmüyorum yani.

Yani bu dönemin sonuna kadar bağımsız mı kalacaksınız?

Sonuna kadar bağımsız belki kalmam. Ama şu andaki hislerim bağımsız kalarak bu işi bitirmek.

Bu kolay olmayabilir. Çünkü trafiğinize bakınca bazı gidiş gelişleriniz arasında 24 saat, bazılarında üç gün var.

Bilemiyorum yani şu anda ne yapacağımı.

30 milyarlık BMW arabanızın parasını kim ödedi?

Opel Vectra’lı dönem

Ben tabii. Ben 1991 yılında ilk Opel Vectra’yı alan insanım Afyon’da. Kimsede yokken bende Opel Vectra vardı.

Meclis’e geldiğinizde altınızda Doğan yok muydu?

O seçim çalışmalarında kullanıldı. Niye bunu bu kadar büyütüyorlar bunu.

30 milyar az para mı?

Ne var bunda, paranız varsa alırsınız. Basın böyle istiyor diye satayım bari de başka araba alayım.

İlkokul öğretmeni olan eşinizin Sanayi Bakanlığı’nda Genel Müdür olmasını nasıl başardınız?

O Türkiye’de herkes için yapılıyor. Zaten iki gün kaldı orada.

Sırf emekliliği yüksek kademeden olsun diye mi?

Herhalde. Zannediyorum. Bilmiyorum ki yani.

Ne ayıp. İnsan eşinin işini bilmez mi?

Hayır yani şu anda küsüz de.

Yani onun iki günlük genel müdürlüğüyle alakanız yok mu?

Vardır muhakkak. Yani benim girişimim yok. Kendisi çok aktiftir. Kendi işini kendi görebilir.

Size bütün söyleşi boyunca “Kubiş” diye seslenmiş olabilir miyim?

Kubiş biraz çirkin kaçıyor. Köpek miyim ben?

Pardon. Hiç böyle düşünmemiştim. Doğru biraz onu çağrıştırıyor.